OYAK KAR PAYI TUTARI ve EMSAL FARK TUTARI DAVASI

OYAK KAR PAYI TUTARI ve EMSAL FARK TUTARI DAVASI

T.C.ANKARA12. İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO           : 2025/
KARAR NO    : 2026/

DAVACI    : 
VEKİLİ    : AV. İBRAHİM DEMİREL  

DAVALI    : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI 
VEKİLİ     : AV. 

DAVANIN ÖZETİ    : Davacı vekili  tarafından, Deniz Astsubay Üçvş. Olarak görev yapmakta iken ..2017 tarihinde  sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan ancak Ohal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin işleme karşı açılan davada, Ankara (Kapatılan) . İdare Mahkemesi'nin .. tarih ve E:2021/, K:2023/ sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptal edilmesi üzerine göreve iade edilen ve Ağustos  tarihinde ... Komutanlığı emrinde tekrar göreve başlayan davacının, OYAK kar payı tutarı (-TL) ve emsal farkı tutarına (-TL) karşılık toplam-TL'nin davalı idare tarafından kendi adına OYAK'a yatırılması istemiyle yaptığı ..2025 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik TL'nin (11.02.2026 tarihli ıslah dilekçesi le -TL olarak artırılan) davacı adına OYAK'a ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. 

SAVUNMANIN ÖZETİ    : Davalı idare vekili tarafından, usule ilişkin olarak; davanın OYAK husumetiyle görülmesi gerektiği, esasa ilişkin olarak ise; göreve iade edilen OYAK üyelerinin emsalleri ile aynı rezerve ulaşabilmesi için yatırılması gereken tutarın çalıştığı kurum tarafından değil OYAK üyesinin kendisi tarafından karşılandığı, görev iade edilen personele mali ve sosyal hak dışında başkaca bir tazminat ödemesi yapılamayacağı, idarenin sorumluluğunu gündeme getirecek bir hususun bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. 

TÜRK  MİLLETİ  ADINA

Karar veren Ankara 12. İdare Mahkemesi Hakimliği'nce, davalı idarenin husumet itirazı yerinde görülmeyerek dava dosyası incelendikten sonra işin esası hakkında gereği görüşüldü:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ve idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
7075 sayılı Kanun'un "Kararların uygulanması" başlıklı 10 uncu maddesinde yer alan, OHAL tedbirleri kapsamında kamu görevinden çıkarılıp bilahare iade edilenlerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacaklarına dair kural, Anayasa Mahkemesinin 12/01/2023 tarih ve 32071 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 30/06/2022 tarihli ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararı ile Anayasa'nın 40. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
 OHAL tedbirleri kapsamında kamu görevinden çıkarılıp daha sonra OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararı ile iade edilenlerin kamu görevinden çıkarılmış olmaları nedeniyle tazminat talebinde bulunamayacaklarını öngören kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan yeni hukukî duruma göre, davacının durumunda olanların kamu görevinden çıkarılmaları nedeniyle idareden tazminat talep etmelerinin önünde hukukî bir engel bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
Olağanüstü hal tedbirleri kapsamında uygulanan kamu görevinden çıkarma işlemlerinin önemli bir kısmı, idarenin bir işlemi olmaksızın kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilmiş olmakla birlikte, ilgililerin başvurusu üzerine bu işlemlere yapılan itirazları incelemek üzere kurulan ve idari bir yapılanma olduğunda kuşku bulunmayan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna ilgililerin durumunu değerlendirip kamu görevine iadesine karar verebilme yetkisi tanındığına ve bu komisyonun kararlarına karşı ilgililerce kamu görevinden çıkarılmadan önce son görev yaptıkları kuruma karşı dava açılabilmesi imkânı getirildiğine göre artık bu işlemin genel olarak idareye mal olduğunun ve bunun doğal bir sonucu olarak bu işlem nedeniyle ortaya çıkmış bir zarar varsa bu zararın Anayasa'nın yukarıda anılan düzenlemeleri uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiğinin kabulü zorunludur.
Dava dosyasının incelenmesinden, Deniz Astsubay Üçvş. Olarak görev yapmakta iken  tarihinde  sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan ancak Ohal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin işleme karşı açılan davada, Ankara (Kapatılan) . İdare Mahkemesi'nin  tarih ve E:2021/, K:2023/ sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptal edilmesi üzerine göreve iade edilen ve Ağustos 2023 tarihinde İstanbul İkmal Destek Komutanlığı emrinde tekrar göreve başlayan davacının, OYAK kar payı tutarı (-TL) ve emsal farkı tutarına (-TL) karşılık toplam -TL'nin davalı idare tarafından kendi adına OYAK'a yatırılması istemiyle yaptığı2025 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik TL'nin (11.02.2026 tarihli ıslah dilekçesi le -TL olarak artırılan) davacı adına OYAK'a ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, Uyap kayıtlarının incelenmesinden, Ankara (Kapatılan) . İdare Mahkemesi'nin tarih ve E:2021/, K:2023/ sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 15. İdari Dava Dairesi'nin tarih ve E:2023/, K:2024/ sayılı kararıyla reddedildiği, bu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulduğu ve davanın Danıştay 5. Dairesi'nin E:2024/ sayılı dosyasında derdest olduğu görülmektedir. 
Olayda, öncelikle davacının idareden tazmini talep edilebilecek bir zararının olup olmadığı ve varsa bu zararla davacının kamu görevinden çıkarılması işlemi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususlarının incelenmesi gerekmektedir.
Davacının konumunda olup, kamu görevine iadesi sonrasında OYAK tarafından bildirim yapılarak kendisinden istenilen tutarı OYAK'a ödedikten sonra dava açanlarla ilgili olarak Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi'nce, bu kişilerin zararlarının bulunduğuna ve bu zararın belli şartlar altında davalı idarece tazmin edilmesi gerektiğine karar verilmiş; OYAK tarafından kendisine bildirim yapılmasına rağmen kendisinden istenilen tutarı ödemeden dava açanlarla ilgili olarak da, ilgilinin kamu görevinden çıkarıldığı döneme ilişkin aidatlarının nemalandırılamamasından kaynaklanan zararların tamamı bakımından, kamu görevinden çıkarıldığında OYAK tarafından ilgiliye ödenmiş olan tutarın nemalandırılamamasından kaynaklanan zararların ise kamu görevine iade sonrasında OYAK tarafından ilgiliye bildirim yapılarak ödeme yapmasının istenildiği tarihe kadar olan kısım bakımından idarenin sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Davacının bu aşamada bir zararının ortaya çıkıp çıkmadığının ve bir zarar söz konusu ise idarenin sorumluluğunun ne olduğunun bu durum dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu'nun ilgili hükümlerinin, dosyanın ve aynı konuda açılmış bulunan çok sayıda dosyada ara kararlar üzerine OYAK tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; OYAK'ın, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına belli sosyal yardımları sağlamak üzere, Millî Savunma Bakanlığına bağlı olarak kanunla kurulduğu; özellikle daimi üye statüsündekilerin üyeliklerinin kanun gereği gerçekleştiği ve göreve bitişik bir statü olduğu, görevin bir şekilde son bulmasıyla OYAK üyeliğinin de sona erdiği; üyelerin maaşlarından kesilen aidatların nemalandırılması sonucunda üyelerine, emeklilik yardımı, maluliyet yardımı, ölüm yardımı, konut edindirme yardımı gibi sosyal yardımlarda bulunulduğu; bu yardımların miktarının belirlenmesinde üyelerinin üyelik süreleri ve ödedikleri aidat miktarının esas olduğu; üyelerinin birikimlerine aidat ödedikleri sürece kar payı işletildiği ve mevzuatında öngörülen şartlar gerçekleştiğinde üyelere birikimlerinin bu kâr payıyla birlikte "emeklilik yardımı" adı altında verildiği; OHAL tedbirleri kapsamında kamu görevinden çıkarılmış olan OYAK üyelerine çıkarılma tarihleri itibarıyla birikmiş olan aidatlarının nemalandırılmış haliyle ödendiği; bunlardan daha sonra göreve iade edilenlerin OYAK üyeliklerinin kanun gereği yeniden gerçekleştiği ancak kamu görevinden çıkarıldıkları dönem için kendilerine iade edilmiş olan birikimlerine ve davalı idare tarafından söz konusu döneme ilişkin olarak Kuruma intikal ettirilmiş olan aidatlarına nemalandırma ve kâr payı uygulaması yapılmaması nedeniyle ilgililer ile emsallerinin Kurum nezdindeki rezervleri arasında bir farklılığın ortaya çıktığı; bu durum nedeniyle Kurum tarafından genellikle, bu durumda olanlara yazılı bir bildirim yapılarak, ihraç sonrası kendilerine ödenen birikimi nemasıyla birlikte Kuruma geri getirenlerin üyeliklerinin hiçbir emsal kaybı olmadan devam ettirilmesi, geri getirmeyenlerin ise ilk üyelikleri ile göreve iade sonrası başlayan üyeliklerinin sadece süre yönünden birleştirilmesi (bunların Kurum nezdindeki birikimlerinin emsallerine nazaran eksik kalması) şeklinde iki seçenek sunulduğu; başka bir ifadeyle, kamu görevine iade edilen igililerden, kamu görevinden çıkarılması sonrasında kendilerine ödenen meblağın iadesi istenirken  rezervlerinin emsalleri ile aynı seviyeye getirilebilmesi için söz konusu emsal farkının da ilgili üye tarafından karşılanmasının istenildiği; ilgililerin kamu görevinden çıkarıldıkları döneme ilişkin aidatlarının ve önceki birikimlerinin söz konusu dönem bakımından nemalandırılmamış olması nedeniyle ortaya çıkan  bu rezerv farkının kamu görevinden çıkarılmalarına ilişkin işlemden kaynaklanan bir zarar olduğu ileri sürülerek bu zararın davalı idare tarafından karşılanması gerektiği iddiasıyla başvurular yapıldığı ve davalar açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan davada ise;
 Davacının tarihinde sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmasından sonra OYAK üyelik süresinin 10 yılı bulmaması nedeniyle tarafına emeklilik yardımı ödenmediği, sadece aidat iadesi alacağının doğduğu, -TL aidat tutarının  tarihinde davacıya ödendiği, 
Göreve iade edildikten sonra ise görevde olmadığı döneme ilişkin aidatlarının Kuruma gönderildiği, ayrıca, davacıya talebi üzerine emsal kaybı olmadan üyeliğini devam ettirme imkanının da sunulduğu, OYAK Genel Müdürlüğü'nce davacıya hitaben yazılan  tarihli yazıda,  OYAK kar payı tutarı (TL) ve emsal farkı tutarına (-TL) karşılık toplam -TL'nin  tarihine kadar yatırılması halinde ihraç tarihinden önceki üyelik hesabının aktif hale getirileceğinin davacıya bildirildiği, 
Ancak, anılan tutarın davacı tarafından Kurum hesaplarına yatırılmadığı, 
Davacının yargı kararı üzerine göreve başladıktan sonra Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun tarih ve E:2024/ sayılı kararı ile ''Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası'' cezalandırıldığı, tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nden tekrar ilişiğinin kesildiği,
Davacının ikinci kez ilişiğinin kesilmesinden sonra (bu kez 10 yıllık üyelik süresini doldurduğundan) emekli maaş sistemine 2/4 oranında katıldığı, ilk ayrılışında tahakkuk eden aidat iadesi tutarının da rezerv farkı borç tutarı olarak mahsup edildiği hususları tespit edilmiştir. 
Bu bilgiler ışığında, davacının bir zararının bulunup bulunmadığı hususu değerlendirildiğinde; kanun gereği zorunlu olarak OYAK üyesi olan davacının OYAK nezdindeki birikiminin, ilgili mevzuatında belirlenen şartlar dahilinde, mal varlığının bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmakta olup, bu birikimin davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemden kaynaklı olarak emsallerine nazaran daha düşük kaldığı açıktır.
Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında; zararın, davacının kamu görevinden çıkarıldığı tarih ile iade edilip göreve başladığı tarih arasında kalan süreye ilişkin üye aidatlarının, söz konusu süre zarfında nemalandırılmamış olmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
 Davacının maaşından kesilse bile üye aidatlarının OYAK'a aktarılması davalı idarenin sorumluluğundadır ve bu aktarma işleminin zamanında yapılmamış ve dolayısıyla bu aidatların nemalandırılmamış olması davalı idareye mal olmuş kamu görevinden çıkarma işleminden kaynaklanmıştır.
Bu durumda, davacının kamu görevinden uzakta kaldığı döneme ilişkin üye aidatlarının OYAK tarafından nemalandırılmamış olması, yukarıda izah edildiği üzere, davalı idareye mal olan ve hukuka aykırılığı yargı kararıyla ortaya konulan kamu görevinden çıkarma işleminden kaynaklandığından, bu sebepten kaynaklı eksilmenin davalı idarece, OYAK ile mutabık kalınacak ödeme tarihi ve tutar üzerinden OYAK'a ödenmesi suretiyle tazmin edilmesi gerekmekte olup, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Davalı idarece OYAK'a ödenmesi gereken tazminatın miktarına gelince;
Davacının kamu görevine iadesi ve buna bağlı olarak OYAK üyeliğinin aktif hale gelmesi sonrasında, OYAK Genel Müdürlüğünce davacıya bir tebligat yapılarak emsalleri ile eşitlenebilmesi için gerekli tutarın TL) ödenmesinin talep edildiği, buna karşın davacı tarafından  tarihi itibarıyla bu ödemenin yapılmadığı dikkate alındığında, anılan tarihten sonraki dönem için söz konusu tutarın nemalanmamasından kaynaklı olarak davalı idarenin sorumluluğundan bahsedilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Buna göre, davacının kamu görevinden çıkarılması sebebiyle ( tarihi itibarıyla) OYAK kar payı tutarı (TL) ve emsal farkı tutarı (-TL) olmak üzere toplam -TL olarak maddi zarara uğradığı anlaşıldığından, anılan tutarın davalı idarece davacı adına OYAK'a ödenmesine hükmetmek gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle;
Dava konusu işlemin İPTALİNE, davacının maddi tazminat talebinin KABULÜNE, OYAK kar payı tutarı (-TL) ve emsal farkı tutarı (-TL) olmak üzere toplam -TL'nin davalı idarece davacı adına OYAK'a ödenmesine,
Hükmedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan -TL nispi karar harcının (adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi sebebiyle yargılama süreci içerisinde davacıdan alınmadığından ve bu aşamada yargılama gideri mahiyetinde olduğundan) davalı idareden tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, 
Adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi sebebiyle davacıdan alınmayan aşağıda dökümü yapılan 867,90-TL yargılama giderinin (davacı vekili tarafından peşin olarak yatırılan 87,50-TL vekalet suret harcının mahsubu sonucu kalan) 780,40-TL'lik kısmının davalı idareden tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, 
 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/1. maddesi uyarınca hükmedilen tutar üzerinden belirlenen -TL vekalet ücreti ile 87,50-TL vekalet suret harcının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 
Kararın tebliğini izleyen tarihten itibaren 30 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne istinaf yolu açık olmak üzere, 26/03/2026 tarihinde karar verildi.

 
 
HAKİM

                 OYAK KAR PAYI TUTARI ve EMSAL FARK TUTARININ 

                        MSB TARAFINDAN ÖDENMESİNE DAİR KARAR