DERECE KADEME İLERLEMESİ RÜTBE TERFİ EMSAL KARAR

DERECE KADEME İLERLEMESİ RÜTBE TERFİ EMSAL KARAR

T.C.
ANKARA
13. İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO    : 2025/
KARAR NO    : 2026/

DAVACI    : 
VEKİLİ    : AV. İBRAHİM DEMİREL
    
DAVALI    : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI 
VEKİLİ    : AV. 

DAVANIN ÖZETİ    :   Davalı idare bünyesinde astsubay rütbesiyle görev yapmakta iken, 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmasına karar verilen ve kamu görevine iade edilmesine karar verilmesi istemiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine ilişkin //2020 tarih ve 2020/ sayılı Komisyon kararı yargı kararıyla iptal edildikten sonra görevine iade edilen davacı tarafından, kademe ve derece ilerlemesinin emsallerine göre yapılması ve yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle yapılan 24/03/2025 tarihli başvurunun zımnen reddine dair işlemin; hukuka aykırı olduğu, yargı kararının gereği olarak tüm haklarını geriye dönük alması gerektiği, kademe ve derece ilerlemesinin hatalı yapıldığı, haksız yere kamu görevinden çıkarılmamış olsaydı emsalleriyle aynı ile aynı haklara sahip olacağı ileri sürülerek iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ    :  Usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı; esas yönünden, davacının yargı kararı üzerine //2023 tarihinde görevine iade edildiği,  2019, 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında rütbe engel terfi durumu bulunduğu, işlemlerin 926 sayılı Kanun ve Astsubay Sicil Yönetmeliğine uygun olarak yapıldığı, hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK  MİLLETİ  ADINA

Karar veren Ankara 13. İdare Mahkemesi'nce davalı idarenin süre aşımı itirazı yerinde görülmeyip dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde; Türkiye Cumhuriyeti'nin "Hukuk Devleti" olduğu vurgulanmış ve 138. maddesinin son fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." yolunda açık, kesin ve buyurucu bir kurala yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinde; esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye ve eylemde bulunmaya mecbur olduğu ve bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden itibaren otuz günü geçemeyeceği; kararların gereklerine göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi  ve manevi tazminat davası açılabileceği; mahkeme kararlarının otuz gün içinde kamu görevlilerince kasten yerine getirilmemesi halinde ilgilinin, idare aleyhine dava açabileceği gibi, kararı yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine de tazminat davası açabileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarıldığı, dava konusu Komisyon kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesine yer verilerek işlemin iptaline karar verildiği, anılan kararın gereği olarak davacının //2023 tarihinde görevine iade edildiği, bu süreçte karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Ankara Bölge İdare Mahkemesi 15. İdari Dava Dairesinin //2024 tarih ve E:2023/, K:2024/ sayılı kararıyla reddedildiği, halihazırda Danıştay Beşinci Dairesi nezdinde temyiz incelemesinin devam ettiği, nihayetinde davacı tarafından kademe ve derece ilerlemesinin emsallerine göre yapılması ve yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle yapılan 24/03/2025 tarihli başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile  işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu noktada, yukarıda verilen hükümler gereğince mahkeme kararının idarece gereklerine uygun olarak  uygulanıp uygulanmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde sayılan Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleri arasında yer alan hukuk devleti ilkesi, hukuku bütün Devlet organlarına egemen kılarak onları hukukun üstün kurallarıyla bağlamayı ve bütün eylem ve işlemlerini yargı denetimine açık hale getirmeyi ifade etmektedir. Bu anlamda hukuk devleti ilkesi, yargı kararlarının görünüşte ve şeklen değil, özüne uygun olarak ve gereğince uygulanmasının da teminatıdır. Nitekim, yargı kararlarının uygulanması ve yargı kararlarına uyma zorunluluğu, bireylerin hak arama özgürlükleri ile de birebir bağlantılıdır. Şu halde, yargı makamlarınca verilen kararların uygulanıp uygulanmaması konusunda idare herhangi bir takdir yetkisine sahip olmadığı gibi, verilen kararları gerekçesiyle birlikte uygulamak zorundadır.
Bu aşamada üstünde durulması gereken husus; mahkeme kararının doğru uygulanmasıdır. Gerçekten çoğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da değinildiği üzere;  bir yargı kararının uygulanma zorunluluğu kararın hüküm fıkrasıyla sınırlı olmamakta ve  kararın esasına da aynı şekilde saygı gösterilmek ve uygulanmak zorunda olduğu kabul edilmektedir. (Niţescu kararı, § 34; Zazanis ve diğerleri-Yunanistan davası, No. 68138/01, § 36, 18 Kasım 2004); Başka bir ifadeyle, hüküm fıkrasının temelini olusturan gerekçelerin göz önünde tutulması gereklidir. Dayandıkları gerekçe bakımından bu kararlar, idarenin basvuranlara adil bir alternatif çözüm sunamaması durumunun gerçek anlamıyla düzeltilmesi olarak algılanılması gerekmekte ve sadece hüküm fıkrasına göre değil hüküm ve gerekçe bir arada değerlendirilerek ona göre mahkeme kararının uygulanması yoluna gidilmesi gerekmektedir.(Süzerler-Türkiye, Başvuru No:6334/05, 23/12/2012)
Bakılan davada, yargı kararıyla görevine iade edilen davacının 2019 ila 2023 yıllarında kademe ilerlemesine engel durumu olduğundan bahisle kademe ve derece ilerlemelerinin yapılmadığı, Mahkememizin 11/12/2025 tarihli ara kararıyla davalı idareden "Davacının kademe ilerlemesine engel durumu ile rütbe terfi şartlarını sağlayamaması nedeniyle rütbe engel durumunun hangi hukuki olgulardan kaynaklı olarak mevcut olduğunun açıklanmasının" istenildiği, ara kararına cevaben gönderilen 05/01/2026 tarihli yazıda; "2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarında sicili bulunmadığından rütbe kademeliği şartlarını sağlamaması nedeniyle, 2023 yılı için ise astsubay astçavuşluk rütbesinde üçte ikisi oranında sicili bulunmadığından bahisle" rütbe engel durumu olduğunun belirtildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacının hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla ortaya konulan işlemden kaynaklı olarak görev yapamadığı dönemlerde sicili bulunmadığından bahisle kademe ve derece ilerlemelerinin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bir idari işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi halinde, söz konusu kararın, dava konusu işlemin tesis edilmesi sırasında unsurlarında bulunan sakatlıkları saptadığı, işlemi yapıldığı andan başlayarak ortadan kaldırdığı, bu özelliği nedeniyle geriye yürüyen sonuçlar doğurduğu, başka bir anlatımla, işlemin tesis edildiği tarihten önceki hukuki durumun geçerliliğini sağladığı idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
İdare, iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem ya da işlemler yapmak, iptal edilen idari işlemden doğan tüm sonuçları ortadan kaldırmak ve önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlamakla yükümlü olup, iptal edilen işlem nedeniyle uğranılan zararların tazmini de bu kapsamda yer almaktadır. Dolayısıyla, hukuka aykırılığı yargı kararıyla saptanarak iptal edilen işlem nedeniyle fiilen bu görevi yapamadığı açık olan davacının, bu işlem sonucu uğradığı zararların ve özlük hak kayıplarının davalı idarece tazmini Anayasanın hükmü gereğidir. Sonuçta, anılan yargı kararı ile iptaline karar verilen işlem nedeni ile davacının parasal ve özlük hakları bakımından emsallerine göre geride kaldığı anlaşılmakta olup, yargı kararı gereğince parasal ve özlük haklar bakımından davacının durumunun emsallerinin seviyesine getirilmesi gerektiği açıktır.    
Bu durumda, davacının bahsi geçen dönemde sicili bulunmamasının hukuka aykırı olduğundan bahisle yargı kararıyla iptal edilen kamu görevinden çıkarılması işleminden kaynaklandığı, iptal kararının hukuki etkileri göz önüne alındığında söz konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının davacıya verilmesi ve davacının durumunun emsalleri ile eşitlenmesi gerektiği, bu durumun sağlanması için iptal edilen hukuka aykırı işlem sonucu mahrum kaldığı özlük hakların ödenmesi/verilmesinin yargı kararı ve yukarıda değinilen mevzuat hükümlerinin gereği olduğu, buna istinaden kademe ve derece ilerlemesinin emsallerine göre yapılması ve yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle yapılan 24/03/2025 tarihli başvurunun zımnen reddine dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, dava konusu işlem yukarıda ayrıntısına yer verilen gerekçe ile hukuka aykırı bulunduğundan, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının başvuru dilekçesinin idare kayıtlarına girdiği tarih olan 26/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin İPTALİNE, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin KABULÜNE, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların başvuru dilekçesinin idare kayıtlarına girdiği tarih olan 26/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine,  aşağıda dökümü yapılan 105,00-TL yargılama giderinin davalı idareden tahsili için kararın kesinleşmesinden sonra ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, geriye kalan ve harçlardan oluşan yargılama giderlerinin ise davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle tahsiline yer olmadığına, davacı tarafından peşin olarak karşılanan ve 87,50-TL vekalet harcından oluşan yargılama gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu olarak belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere, 15/01/2026 tarihinde oybirliğiyle  karar verildi.

Başkan Üye Üye

                               ***KAMU GÖREVİNE İADE SONRASI PERSONELİN**
                          DERECE ve KADEME İLERLEMESİNİN(RÜTBE TERFİ)
        EMSALLERİNE GÖRE YAPILMASINA DAİR EMSAL MAHKEME KARARI