İLK CELSEDE BERAAT KARARI CİNSEL İSTİSMAR SUÇU

İLK CELSEDE BERAAT KARARI CİNSEL İSTİSMAR SUÇU

    T.C.                                                                                                                                                                 
    KOCAELİ
... AĞIR CEZA MAHKEMESİ         
BERAAT

DOSYA NO    : 2024/Esas
KARAR NO    : 2024/
C.SAVCILIĞI ESAS NO    : 2024/

GEREKÇELİ KARAR
T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

BAŞKAN    : 
ÜYE    : 
ÜYE    : 
C. SAVCISI    : 
KATİP    : 

DAVACI    : K.H.
MAĞDUR    :
VEKİLİ         : Av. 
MAĞDUR    : 
VEKİLİ         :  Av. 
MAĞDUR     : 
SANIK          :
***MÜDAFİİ    :  AV. İBRAHİM DEMİREL***
SUÇ    : Çocuğun Cinsel İstismarı
SUÇ TARİHİ / SAATİ    : 
SUÇ YERİ    : Kocaeli 
KARAR TARİHİ    : 21/11/2024

Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İDDİA
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının  beyan etmesi üzerine soruşturma işlemlerine başlanıldığı, 
Mağdurun Cumhuriyet Başsavcılığımızda avukat huzurunda alınan beyanında  şeklinde beyanda bulunduğu,
Mağdur alınan beyanında şeklinde beyanda bulunduğu,
Şüphelinin avukat huzurunda alınan beyanında Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum dedi. " şeklinde beyanda bulunduğu,

Yapılan soruşturma neticesinde; Sanık hakkında   TCK nın 103/1-1 Cümle, 103/3-c, 53/1 (İki kez cezalandırma) maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunmuştur.

SAVUNMA :
SANIK  SAVUNMASINDA : "

CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA :
 sanığın 5237 Sayılı TCK'nın 103/1-1 Cümle, 103/3-c, 53/1  maddeleri uyarınca iki kez cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur. dedi.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/6-1147 Esas,  2018/519 Karar sayılı ilamlarında "...  Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masûmiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunmuştur.
Yine YCGK'nın 2018/6-110 Esas, 465 Karar, 2016/6-115 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilâmlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir.
Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir.
Hırsızlık, yağma, cinsel istismar gibi çoğu zaman ani gelişen veya suç işlemek için sanıkların önceden plan yaptıkları ve sonrasında yakalanmama adına delil bırakmamaya yönelik tedbirler almalarına göre bu tür suçlarda yan delil bulmada sıkıntılar olduğu açıktır. Çoğu zaman bu tür suçlarda elimizdeki tek delil sadece müştekilerin beyanından ibaret kalmaktadır.
Bu zorlayıcı nedenlerden dolayı aralarında husumet olmayan, çoğu zaman hiç tanımadğı ve iftira atması için neden bulunmayan müşteki beyanı sübutun ve sanığın eylemi gerçekleştirdiğinin kabulünde yeterli kabul edilmektedir.
Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da itilaflı başka bir konuda müşteki ya da yakınlarına açıkça yarar sağladığı, müştekiyi gerçekten sanık olmaktan çıkarıp müşteki haline sokabilecek, yani haksız durum yaratacağı aşikar olan soyut beyanların tek doğru kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmesi, masumiyet, silahların eşitliği ve şüpheden sanık yararlanır kurallarına açıkça aykırılık teşkil edeceği açıktır.
Bu nedenle ispatı zor olan olaylarda akla, mantığa ve dosyadaki olaylara uyumlu denetlenebilir müşteki beyanına itibar olabilir ise de akla, mantığa, fenne  ve dosyadaki olaylara uymayan helede başka türlü ispat imkanı varken sadece müşteki beyanıyla yetinilmesi  halinde bu beyanın suçun aydınlatılmasına yönelik değil başka bir olayı örtme, iftira atma veya intikam alma gibi bir amaca yönelik olduğu şüphesi doğuranlara bu şüphe giderilmeden itibar edilmesi büyük haksızlık oluşturacak ve yargılama konusunda tüm yetkiyi hakkı olmadığı halde sadece taraf olması gereken görünüşteki müştekiye devredecektir.

Yerleşik Yargıtay uygulamaları itibariyle cinsel suçlarda mağdurun beyanın doğruluğunun değerlendirmesinde mağdurun olaydan sonra makul sürede şikayetinin olup olmadığı, mağdurun anlatımlarındaki çelişkiler, beyanın hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, mağdur ile fail arasında husumet bulunup bulunmadığı, mağdurun direnme/yardım isteme imkanı olan hallerde bu imkanı kullanıp kullanmadığı gibi kriterlerin esas alındığı da gözetilerek,
Her ne kadar sanık hakkında Cinsel istismar (İki Kez) suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, gerçekleştiği iddia edilen eylemler noktasında mağdurların çelişkili ve istikrarlı olmayan beyanları dışında  sanığın inkardan ibaret savunmasının aksine  atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın 5271 sayılı CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca atılı suçlardan ayrı ayrı Beraatine karar verilmiştir.


H  Ü  K  Ü  M  : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 
 Her ne kadar sanık  hakkında Cinsel istismar (İki Kez) suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de,  sanığın inkardan ibaret savunmasının aksine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın 5271 sayılı CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca atılı suçlardan ayrı ayrı BERAATİNE,

Sanık hakkında verilen karar içeriği gözetilerek hakkında uygulanan adli kontrol tedbirinin KALDIRILMASINA, 
Yargılama sırasında sanık için yapılan yargılama giderinin hazine üzerinde bırakılmasına,
Sanık kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan AAÜT'ne göre 48.000,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,
Dair, verilen karar Cumhuriyet Savcısı huzuru ile talebine aykırı olarak gerekçeli kararın, Cumhuriyet Savcısına UYAP üzerinden gönderildiği tarihten, katılma talebi reddedilen mağdurlar vekiline ve sanık müdafiine tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize ya da bulunduğu yer mahkemesine veya başka yer mahkemelerine bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması sureti ile bu beyanın tutanağa geçirilip ve tutanağın hakime onaylattırılması suretiyle, 5271 sayılı CMK‘nin 263/1. maddesi gereğince cezaevinde bulunan tutuklu ya da hükümlünün ise tutuklu ya da hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa  yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/11/2024

Başkan e-imzalıdır. Üye  e-imzalıdır.Üye e-imzalıdır. Katip  e-imzalıdır.

WİNNER AVUKAT İBRAHİM DEMİREL

CEZA DAVALARINDA UZMAN AVUKAT